12 Aralık 2007 Çarşamba

Kısaca Ben....

Sabah uyandigimda perdeyi aralayip gokyuzune bakmayi, kursun kalemleri maket bicaginla acip uclarini duzeltmeyi ve cizime hazir hale yetirmeyi, masada otururken elimin altina gelmis kurdanlari cesitli yerlerinden kirip kucuk insan maketcikleri yapmayi, kisin vapurun acik kismina gidip temiz havayi koklamayi usumeme ragmen israrla orda durmayi, eski muzikal filmleri izleyip mutlu olmayi, eski turk filmlerini (ozelliklle turkan soray-ediz hunlu olanlari) kisin battaniyenin altindan izlemeyi, bisikletimle gunes batarken sahilde dolasmayi, 2 bardak sarap ictikten sonra dunyanin o hafifleyen halini ve suratima yansiyan gulumsemeyi, evde kimse yokken muzigi sonunu kadar acip evin icinde bet sesimle sarkiyi soyleyerek dans edip turlamayi, yepyeni beyaz bi sayfaya ne cizecegime karar veremedigim ani, toplu tasima araclarinda karsimda oturan kisinin gencken ya da yaslandigindaki halinin ne olabilecegini gozumun onune getirmeye calismayi, karamelli-cilekli dondurmayi, annemin yaptigi ve icine ne ararsan doldurdugu pizzayi, mum isiginda balkonda oturup sarap icmeyi, oturdugum yerden kafami kaldirdigimde uzerime gunes dusmesini engelleyen yesil yapraklari seyretmeyi, yolda yururken cevremdeki yesil yapraklara parmak uclarimla hafifce dokunmayi, sinema ya illaki erken gidip film baslamadan onceki reklamlari ve fragmanlari izlemeyi, dans etmeyi, kuse kagida basilmis dergiyi posetinden yeni cikarttigimdaki murekkep kokusunu, kar yagarken evde kaloriferin onunde oturup seyretmeyi, yaz aksamlari gunes battiktan hemen sonraki alacakaranlik isigini, yazin gunduz gunesten yanip gecenin serinliginde rahatlamayi, ruzgari, yazin plaj yanindan gecerken deniz ve gunes yagi kokusunun birbirine karistiginda olusturdugu kokuyu duymayi, kakaolu biskuvileri, mocali-buzlu kahveyi, koyu turk kahvesini, yesilllik ot falani sosla lezzetlendirip yemeyi, bir onceki yaz giydigim dar seylerin bu yaz da giydigimde uzerime tam oturmasini, gemi-tekne-vapurla yolculuk yapmayi, semt y a da tatil yeri kasabalarinin halk pazarlarinda bi suru yeni meyve sebze yemis gorup almayi, hayatimin sanki benim tarafimdan yazilan bi film oldugunu duslemeyi, bach ya da tcykovski (ya da nasil yaziliyorsa) dinlerken aglamayi, okudugum kitaba uygun bi klasik muzik cdsi bulup kitap boyunca onu dinlemeyi ve ne zaman o muzigi duysam okudugum kitabi hatirlamayi severim.